Yeni bir araştırma, kamuoyunda “kalıcı kimyasallar” olarak bilinen PFAS maddelerinin 50’li yaşlardaki erkeklerde biyolojik yaşlanmayı hızlandırabileceğine işaret etti. Bulgulara göre aynı etkinin kadınlarda daha sınırlı düzeyde görüldüğü belirlendi.
Araştırmada, çevrede ve insan vücudunda uzun süre kalabilen PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler) maruziyetinin biyolojik yaş göstergeleri üzerindeki etkileri incelendi. Sonuçlar, özellikle orta yaş grubundaki erkeklerde hücresel düzeyde yaşlanma belirtilerinin daha belirgin olabileceğini ortaya koydu.
Bilim insanları, söz konusu kimyasalların bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve metabolik süreçler üzerinde etkili olabileceğini belirtirken, cinsiyetler arasındaki farkın nedenlerine ilişkin daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Plastiklerden su geçirmez kaplamalara, leke tutmayan tekstillerden çok sayıda tüketim ürününe kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan PFAS (polifloroalkil maddeler), doğada ve insan vücudunda neredeyse hiç parçalanmadıkları için “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılıyor. ABD’de yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 98’inin kanında bu maddelere rastlandığı tahmin ediliyor.
Frontiers in Aging dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma ise PFAS maruziyetinin özellikle 50-65 yaş aralığındaki erkeklerde epigenetik yaşlanmayı hızlandırabileceğini ortaya koydu. Epigenetik yaş, takvim yaşından farklı olarak hücresel düzeyde biyolojik yıpranmayı ölçen bir gösterge olarak kabul ediliyor.
Çalışma, 1999-2000 yıllarında ABD’de yürütülen Ulusal Sağlık ve Beslenme İncelemesi kapsamında seçilen 326 kişinin kan örneklerine dayanıyor. Araştırmada katılımcıların kanında 11 farklı PFAS türü ölçüldü. Ardından DNA metilasyon desenleri analiz edilerek “epigenetik saatler” yöntemiyle biyolojik yaş tahmini yapıldı.
Elde edilen bulgular, PFAS maruziyeti ile hızlanmış epigenetik yaşlanma arasındaki ilişkinin en belirgin şekilde orta yaş grubundaki erkeklerde görüldüğünü ortaya koydu. Aynı ilişkinin kadınlarda ise daha zayıf olduğu ya da istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadığı belirtildi.
Düzenlemeler Ne Aşamada?
PFAS grubundaki bazı “eski nesil” kimyasallar, 2001 tarihli Stockholm Sözleşmesi kapsamında küresel ölçekte kısıtlanmaya ve aşamalı olarak azaltılmaya çalışılıyor. Ancak geniş bir kimyasal aileyi kapsayan PFAS maddelerinin tamamına yönelik kapsamlı ve bağlayıcı bir düzenleme henüz bulunmuyor. ABD’de gündeme gelen bazı sıkılaştırıcı adımların ise son yıllarda geri çekildiği ya da ertelendiği belirtiliyor.
Uzmanlar, PFAS maruziyetinin günümüzde oldukça yaygın olması nedeniyle paniğe gerek olmadığını vurguluyor. Bununla birlikte, sertifikalı su filtreleri kullanmak, leke ve yağ tutmayan kaplamalarla teması azaltmak ve yerel su kalitesi uyarılarını takip etmek bireysel düzeyde alınabilecek makul önlemler arasında gösteriliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Haber Girişi: 27.02.2026 20:30





