Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımlarında dünya ortalamasının üzerinde bir hız yakalarken, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynaklara ve teknoloji üretimine odaklanıyor.

Dünya Enerji Konseyi’nin gelecek tahminlerine göre, kentsel yaşamın artmasıyla birlikte elektrik talebi 2060 yılına kadar ikiye katlanacaktır. Bu süreçte güneş ve rüzgar enerjisinin elektrik üretimini yönlendirmesi, bu teknolojilerin maliyetlerinde ise %70’e varan büyük düşüşlerin yaşanması beklenmektedir. Türkiye’nin bu küresel dönüşümdeki profili incelendiğinde, 2004-2014 yılları arasında yenilenebilir enerji kurulu gücündeki yıllık artış hızının %44,82 ile dünya ortalaması olan %18,2’yi geride bıraktığı görülmektedir. Ülkemiz, jeotermal enerji kullanımında dünya genelinde 3. sırada yer alırken, hidroelektrik kapasitesinde en büyük 7. üretici konumundadır.
Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla verimliliğe dönüştürülmesi önünde çeşitli engeller bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye’nin 48 GW olarak belirlenen rüzgar enerjisi potansiyelinin günümüzde henüz yaklaşık %10’u kullanılabilmektedir. Benzer şekilde, güneş enerjisi için yıllık 50.000 GWh elektrik üretim hedefine ulaşılması teknik olarak mümkün görülmektedir. Ekonomik tarafta ise birincil enerji kaynaklarında %73 civarında seyreden dışa bağımlılık oranı, sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük risklerden biri olarak tanımlanmaktadır.
Sistemsel sorunların başında gelen elektrik kayıp-kaçak oranları, %15,9 ile hem OECD hem de dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. Sadece 2014 yılı verileriyle yapılan hesaplamalar, teknik olmayan kayıpların (elektrik hırsızlığı) maliyetinin 5,3 milyar TL’yi aştığını ortaya koymaktadır. Bu tablonun iyileştirilmesi için yenilenebilir enerji mevzuatının istikrarlı bir yapıya kavuşturulması, yerli ekipman üretiminin özendirilmesi ve kayıp-kaçakla mücadelede akıllı şebeke teknolojilerinin etkin kullanılması stratejik bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.
Müzeyyen İNCİ
Nevzat Onat “Türkiye’de yenilenebilir kaynaklardan elektrik enerjisi üretimi: Mevcut durum ve gelecek beklentileri”





