Hastanelerde “Yeni Sınıf” Dönemi: Tabip Odası’ndan Kritik Uyarı

İzmir Tabip Odası Başkanı Uzman Dr. Yüce Ayhan, hastanelerin “çok tehlikeli” sınıftan “tehlikeli” sınıfa düşürülmesi planının sağlık çalışanları ve hastalar için ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti.

Dilek ÇELİKTEN / EGEDESONSÖZ – Sağlık Bakanlığı’nın kamuya ait yataklı hastaneleri “çok tehlikeli” işyeri sınıfından çıkararak “tehlikeli” sınıfa indirmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuruda bulunması, sağlık alanında geniş yankı uyandırdı.

Söz konusu girişime; Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), İşyeri Hekimleri Derneği(İYHD), İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu (İSAF) ve Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Çalışma Grubu (SÇS ÇG) tepki göstererek karşı çıktı.

Girişimin yalnızca hastanelerde görev yapan yüz binlerce sağlık emekçisini değil, sağlık hizmeti alan milyonlarca vatandaşı da doğrudan etkileyeceği belirtiliyor.

Mevzuata aykırılık iddialarını gündeme taşıyan İzmir Tabip Odası Başkanı Uzman Dr. Yüce Ayhan, kamu ve özel hastanelerin tehlike sınıfının “çok tehlikeli”den “tehlikeli”ye düşürülmesinin ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti.

Dr. Ayhan, değerlendirmesinde Sağlık Bakanlığı’nın teknik açıdan yetkin ve alanın uzmanı kurumların görüşünü almak yerine; Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Sanayi Konfederasyonu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve Teftiş Başkanlığı gibi kamu yönetimini temsil eden kurumları dikkate aldığını savundu.

“KAMU YARARI YOK”

Düzenlemenin kamu yararı taşımadığını vurgulayan İzmir Tabip Odası Başkanı Uzman Dr. Yüce Ayhan, kararın geniş bir meslek ve emek örgütü muhalefetine rağmen alındığına dikkat çekti.

Ayhan, “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipleri Birliği, TÜRK-İŞ, Memur-Sen ve KESK gibi kuruluşların karşı oy verdiği bir tabloda alınan karar sağlıklı değildir. Bu durumu, ‘bir ilçe meclisi kararıyla fay hattının yerinin değiştirilmesine’ benzetiyorum. Gerçeklerin üzeri örtülüyor ya da deve kuşunun başını kuma gömmesi gibi bir yaklaşım sergileniyor” dedi.

Söz konusu düzenlemenin ne sağlık çalışanları ne de sağlık hizmeti alan yurttaşlar açısından kamu yararı gözetmediğini ifade eden Ayhan, “Bu açıkça abeste iştigaldir. Hastanelerde ciddi biyolojik riskler söz konusu. Çalışanlar; hasta numuneleri, laboratuvar süreçleri ve çeşitli tıbbi uygulamalar nedeniyle sürekli riskli materyallere maruz kalıyor. Sağlık çalışanları doğrudan biyolojik tehlikelerle yüz yüze çalışan bir meslek grubudur” diye konuştu.

Bilimsel ve teknik değerlendirme yapılmadığını savunan Ayhan, hastanelerin “çok tehlikeli” sınıftan “tehlikeli” sınıfa düşürülmesini eleştirdi. “COVID-19 pandemisi sürecinde bunun ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gördük; çok sayıda sağlık çalışanını kaybettik” diyen Ayhan, kararın kamu yararından ziyade ekonomik saiklerle alınmış olabileceğini öne sürdü.

Tehlike sınıfının düşürülmesinin pratik sonuçlarına da dikkat çeken Ayhan, “Tehlike sınıfı düştüğünde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının çalışan başına ayırması gereken süre azalır. Bu da iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinin daha yüzeysel yürütülmesine yol açar” ifadelerini kullandı.

“HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

Hastanelerin yüksek ihtisas gerektiren çalışma alanları olduğunu belirten Ayhan, risklerin yalnızca biyolojik olmadığını söyledi.

“Havalandırma sistemleri ev tipi yapılardan tamamen farklıdır. İzolasyon odaları, yoğun bakım üniteleri ve ameliyathaneler özel tasarım ve teknik altyapı gerektirir. En küçük bir eksiklik dahi hem çalışanlar hem de hastalar açısından ciddi riskler doğurabilir” dedi.

Hastanelerde biyolojik risklerin yanı sıra kimyasal ve fiziksel tehlikelerin de yoğun olduğunu belirten Ayhan, dezenfektanlar, laboratuvar atıkları ve tanı süreçlerinde kullanılan kimyasalların sürekli maruziyet oluşturduğunu ifade etti. Görüntüleme ve tedavi süreçlerinde kullanılan radyoaktif materyallerin de ayrı bir risk alanı yarattığını dile getirdi.

“Biyolojik, kimyasal ve radyoaktif atıkların doğru yönetimi, teknik altyapının eksiksiz işlemesi ve tüm süreçlerin uzmanlıkla denetlenmesi hayati önem taşır” diyen Ayhan, aksi durumda çalışan sağlığı ve hasta güvenliği açısından ağır sonuçların kaçınılmaz olacağını söyledi.

Tehlikeli atıkların mevzuat gereği özel yöntemlerle bertaraf edilmesi gerektiğini hatırlatan Ayhan, “Bir laboratuvarda kullanılan kimyasal boyayı lavaboya dökemezsiniz. Bu maddeler açıkça tehlikeli atık sınıfındadır. Hastanenin tehlike sınıfını düşürmek diğer mevzuatlarla da çelişki yaratır. Atık yönetimi yönetmeliklerine bakıldığında ‘çok tehlikeli’ sınıfın neden gerekli olduğu açıkça görülür” açıklamasında bulundu.

Kaynak:https://www.egedesonsoz.com/hastanelerde-yeni-sinif-statusu-tabip-odasindan-tehlike-uyarisi

Kardeş Haber:

05.03.2026 21:25

Related Posts

Google’dan Batarya Tüketen Uygulamalara Yeni Önlem

Mobil kullanıcıların en sık şikâyet ettiği konulardan biri olan pil tüketimi için Google yeni bir adım attı. Şirket, Google Play Store üzerinde arka planda gereksiz çalışarak cihazların bataryasını hızla tüketen…

Zayıflama İğneleri Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Umut Olabilir mi?

Son dönemde popülerliği artan Ozempic ve benzeri GLP-1 grubu ilaçların, sadece kilo kontrolünde değil, bağımlılık tedavisinde de çığır açabileceğine dair kanıtlar güçleniyor. Bilim dünyası, bu ilaçların beynin “ödül mekanizması” üzerindeki…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir