Zayıflama İğneleri Bağımlılıkla Mücadelede Yeni Bir Umut Olabilir mi?

Son dönemde popülerliği artan Ozempic ve benzeri GLP-1 grubu ilaçların, sadece kilo kontrolünde değil, bağımlılık tedavisinde de çığır açabileceğine dair kanıtlar güçleniyor. Bilim dünyası, bu ilaçların beynin “ödül mekanizması” üzerindeki etkilerini mercek altına aldı.

Giderek artan sayıda araştırma, GLP-1 olarak bilinen popüler kilo verme ilaçlarının bağımlılık tedavisinde de potansiyel taşıyabileceğini gösteriyor. Uzmanlara göre daha fazla çalışma yapılmasıyla bu alanda önemli sonuçlara ulaşılması mümkün olabilir.

Diyabet ve obezite tedavisi için geliştirilen ve Ozempic, Wegovy, Mounjaro ve Zepbound gibi isimlerle onay alan ilaçlar, milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor. Bu ilaçlar hem bağırsakta hem de beyinde etkili olarak sindirim, insülin ve iştah üzerinde rol oynuyor. Kullanıcıların “gıda gürültüsü” olarak tanımladığı yoğun yeme isteğini azaltarak kilo kaybına yardımcı oluyor.

CNN International’ın haberine göre; adını taklit ettikleri GLP-1 hormonundan alan bu ilaçların, kalp-damar hastalıkları, kalp yetmezliği, uyku apnesi ve böbrek hastalıkları gibi alanlarda da olumlu sonuçlar gösterdiği bildiriliyor. Araştırmacılara göre bağımlılık tedavisi de bu ilaçların yeni kullanım alanlarından biri olabilir. Bu alanda tedavi için ilaç kullanan hastaların oranı ise halen oldukça düşük seviyede bulunuyor.

Oklahoma State Üniversitesi’nde GLP-1 ilaçlarının bağımlılık üzerindeki etkilerini inceleyen farmakoloji ve fizyoloji profesörü Dr. W. Kyle Simmons, bu ilaçların güvenli ve etkili olduğunun kanıtlanması halinde bağımlılık tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlardan biri haline gelebileceğini belirtiyor. Simmons, mevcut verilerin henüz kesin sonuç vermediğini ancak bulguların olumlu yönde ilerlediğini ifade ediyor.

GLP-1 ilaçlarının bağımlılık üzerindeki etkisine ilişkin çalışmaların büyük bölümü şu ana kadar hayvan deneyleri üzerinde yürütüldü. Bu araştırmalar, ilaçların beynin ödül mekanizmaları üzerinde nasıl etkili olabileceğini anlamaya yardımcı oldu.

Bunun yanında, farklı hastalıklar için bu ilaçları kullanan kişiler üzerinde yapılan gerçek yaşam verilerine dayalı çalışmalar ile bireysel deneyimlere dayanan çok sayıda gözlem de bulunuyor.

Toronto Üniversitesi’nde GLP-1 araştırmalarının öncülerinden olan Dr. Daniel Drucker, özellikle alkol kullanım bozukluğu gibi alanlarda yapılan küçük ölçekli klinik çalışmaların umut verici sonuçlar verdiğini ancak etkilerin doğrulanabilmesi için daha büyük çalışmalar gerektiğini söylüyor.

Simmons’a göre bu alandaki araştırma faaliyetleri son dönemde hız kazandı. Önümüzdeki altı ay içinde alkol kullanım bozukluğu ve GLP-1 ilaçları üzerine yürütülen birkaç büyük klinik çalışmanın sonuçlarının açıklanması bekleniyor.

ABD’de veriler incelendi

Yeni yayımlanan çalışmalar da bu alandaki bulgulara katkı sağlamaya devam ediyor.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, ABD Gaziler İdaresi’ne ait veri tabanlarını kullanarak tip 2 diyabeti olan 600 binden fazla kişinin tıbbi kayıtlarını inceledi. Çalışmada hastaların bir kısmı GLP-1 ilaçlarıyla, bir kısmı ise SGLT2 inhibitörleri adı verilen farklı bir ilaç grubuyla tedavi edildi.

BMJ dergisinde yayımlanan analizde, GLP-1 kullanan kişilerin çeşitli madde kullanım bozukluklarına yakalanma olasılığının daha düşük olduğu görüldü. Ayrıca daha önce bağımlılık tanısı almış kişilerde hastaneye yatış veya aşırı doz gibi olumsuz sonuçların da daha az görüldüğü belirlendi.

Çalışmayı yöneten klinik epidemiyolog Dr. Ziyad Al-Aly, araştırmanın şaşırtıcı yönünün farklı maddeler için benzer sonuçların ortaya çıkması olduğunu belirtti. Araştırma kapsamında alkol, esrar, kokain, nikotin ve opioid gibi maddelere bağlı bağımlılık riski incelendi.

Sonuçlara göre, GLP-1 kullanan kişiler arasında üç yıllık takip süresinde her 1000 kişide yaklaşık 7 daha az kişinin herhangi bir madde kullanım bozukluğu geliştirdiği tespit edildi.

Aşırı doz ölümleri üzerinde etkisi olabilir mi?

Araştırma ayrıca, bu ilaçların halihazırda madde kullanım bozukluğu olan kişilerde riskleri azaltabileceğine de işaret ediyor. Çalışmada uyuşturucuya bağlı ölümlerde yaklaşık yüzde 50’lik bir azalma gözlendi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri verilerine göre, 2024 yılında ülkede uyuşturucu aşırı dozuna bağlı ölümler 79 bini aştı. Son dönemde bu ölümlerin azalma eğilimine girdiği belirtiliyor. Araştırmacılar bu düşüşü uyuşturucu arzındaki değişiklikler, tedaviye erişimin artması ve aşırı dozlarda kullanılan nalokson ilacının daha yaygın hale gelmesi gibi faktörlere bağlıyor.

GLP-1 ilaçlarının da bu azalmada rol oynayıp oynamadığı ise net olarak bilinmiyor. Al-Aly, milyonlarca kişinin bu ilaçları kullandığını hatırlatarak bunun mümkün olabileceğini ancak etkinin boyutunun belirlenmesinin zor olduğunu ifade etti.

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan epidemiyoloji profesörü Dr. Caleb Alexander ise çalışmadaki aşırı doz ölümlerindeki düşüş oranının beklenenden yüksek göründüğünü belirtti. Bununla birlikte araştırmanın geniş veri seti ve kapsamlı yöntemleri açısından güçlü yönleri olduğunu ifade etti.

Alexander’a göre GLP-1 kullanan kişiler, diğer diyabet ilaçlarını kullananlara kıyasla sağlık davranışlarını değiştirme konusunda daha motive olabilir veya sağlık hizmetleriyle daha fazla temas halinde bulunabilir. Bu tür farklar madde kullanım sonuçlarını etkileyebilir.

Araştırmanın Gaziler İdaresi kayıtlarına dayanması nedeniyle katılımcıların büyük bölümünün erkek ve yaş ortalamasının genel nüfustan daha yüksek olduğu da çalışmanın sınırlılıkları arasında gösteriliyor.

Daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç var

Uzmanlar, bu nedenle randomize kontrollü klinik çalışmaların önemine dikkat çekiyor. Bu tür çalışmalar, benzer özelliklere sahip katılımcıları farklı gruplara ayırarak bir tedavinin güvenliğini ve etkinliğini daha güvenilir biçimde değerlendirmeyi amaçlıyor.

Dr. Simmons, semaglutid etken maddesini içeren bir GLP-1 ilacının alkol tüketimini azaltmadaki etkisini inceleyen bir klinik çalışmayı yürütüyor. Benzer bir araştırma da ABD Ulusal Uyuşturucu Bağımlılığı Enstitüsü tarafından Baltimore’da yürütülüyor.

Ozempic’in üreticisi Novo Nordisk, alkolle ilişkili karaciğer hastalığı bulunan kişilerde alkol tüketimi üzerindeki etkileri inceleyen bir çalışma başlatacağını açıkladı. Mounjaro’nun üreticisi Eli Lilly ise brenipatide adlı deneysel bir ilacı alkol, tütün kullanım bozuklukları için test ediyor.

İntihar riski tartışması

GLP-1 ilaçlarıyla ilgili tartışılan konulardan biri de bu ilaçların intihar düşüncesi riskini artırıp artırmadığıydı. 2023 yılında Avrupa’daki düzenleyici kurumlar bu konuda inceleme başlatmıştı.

Daha sonra yapılan çalışmalar ve ABD sağlık kayıtlarının incelendiği geniş kapsamlı analizler, bu ilaçlarla intihar düşüncesi arasında bir bağlantı bulunmadığını ortaya koydu. Yeni araştırma da bu bulguları destekliyor.

Araştırmada intihar düşüncesi görülme riskinde yaklaşık yüzde 25’lik bir azalma tespit edildi.

Yanıt bekleyen sorular

Buna rağmen uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının bağımlılık üzerindeki etkilerine ilişkin birçok sorunun henüz yanıtlanmadığını belirtiyor. İlacın aniden bırakılması durumunda ne olacağı, uzun süreli kullanımda beynin bu ilaçlara uyum sağlayıp sağlamayacağı veya etkinliğin zamanla azalıp azalmayacağı gibi konuların araştırılması gerekiyor.

Ayrıca beynin ödül sistemine müdahale edilmesinin günlük yaşamdan alınan keyif, motivasyon veya risk alma davranışları üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği de henüz net değil.

Araştırmacılar, bu nedenle daha kapsamlı çalışmalar yapılmadan GLP-1 ilaçlarının bağımlılık tedavisinde kullanılmasına ilişkin kesin sonuçlara varmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Kaynak:

https://gazeteoksijen.com/saglik/kanitlar-giderek-artiyor-zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-kullanilabilir-mi-267868

06.03.2026 21:57

Related Posts

Google’dan Batarya Tüketen Uygulamalara Yeni Önlem

Mobil kullanıcıların en sık şikâyet ettiği konulardan biri olan pil tüketimi için Google yeni bir adım attı. Şirket, Google Play Store üzerinde arka planda gereksiz çalışarak cihazların bataryasını hızla tüketen…

Yeni Bir Araştırma: Obeziteli Bireyler Toplumsal Önyargı ve Damgalama Kıskacında

Yapılan son çalışmalar, obeziteli kişilerin karşılaştığı ciddi sosyal dışlanma ve ön yargıların boyutlarını gözler önüne seriyor. Araştırma, bu damgalamanın bireylerin ruh sağlığı ve sosyal yaşamı üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir