TEDMEM raporuna göre lise süresinin kısaltılması, özellikle dezavantajlı çocuklar için eğitimden kopuş, çocuk işçiliği ve erken evlilik riskini artırabilir.
Türkiye’de zorunlu eğitim sistemine yönelik tartışmalar sürerken, lise süresinin kısaltılmasına ilişkin öneriler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle eğitim uzmanları ve sivil toplum temsilcileri, bu tür bir değişikliğin ciddi sosyal sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.
Türk Eğitim Derneği düşünce kuruluşu TEDMEM’in 2025 Eğitim Değerlendirme Raporu’na göre, söz konusu düzenleme pedagojik gerekçelerden ziyade ekonomik ihtiyaçlara dayanıyor. Bu nedenle uzmanlar, eğitimin süresini kısaltmanın sistemdeki sorunları çözmek yerine yeni riskler yaratabileceğini belirtiyor.
Bununla birlikte raporda, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı bölgelerde yaşayan öğrencilerin eğitimden daha erken kopabileceği ifade ediliyor. Çünkü okul, birçok çocuk için yalnızca eğitim değil aynı zamanda koruyucu bir sosyal alan işlevi görüyor. Bu sürenin kısalması ise bu koruyucu yapının zayıflamasına yol açabilir.

Öte yandan uzmanlar, lise süresinin azaltılmasının çocuk işçiliği riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Eğitim dışında kalan gençlerin “staj” ya da “çıraklık” gibi modeller altında erken yaşta ve güvencesiz iş gücüne katılabileceği belirtiliyor. Ayrıca bu durumun özellikle kız çocukları açısından erken evlilik riskini de beraberinde getirebileceği vurgulanıyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise eğitim sistemindeki sorunların sürenin kısaltılmasıyla değil, içerik ve kalite odaklı reformlarla çözülmesi gerektiği yönündeki görüşler oldu. Çünkü uzmanlara göre asıl ihtiyaç, okullar arasındaki imkân farklarını azaltmak ve eğitimin niteliğini artırmak.
Sonuç olarak lise süresinin kısaltılmasına yönelik tartışmalar, yalnızca bir eğitim politikası değişikliği olmanın ötesine geçerek sosyal eşitsizlik, çocuk hakları ve gelecek nesillerin korunması gibi geniş kapsamlı konuları yeniden gündeme taşıyor.
04.04.2026 / 11:12 / Ufuk Sepetçi







