Voleybol sahaları nadir görülen bir yetenek hikayesine tanıklık ediyor. GSB Şabanözü Spor Kulübü’nün file önündeki yıkıcı gücü, takımın lideri ve kaptanı Ceren Ünal, voleybolun sadece bir güç oyunu değil, aynı zamanda bir zeka ve adaptasyon sanatı olduğunu kanıtlıyor. Kulüp takımında smaçör mevkisinde rakip blokları sarsan Ünal, okul takımı formasıyla sahaya çıktığında ise bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Savunmanın en kritik noktası olan “Libero” pozisyonunda, parkeye düşmek üzere olan her topa hayat veren genç sporcu, sahanın her santimetrekaresinde varlık gösteriyor. Şabanözü’nden yetişen ve disipliniyle örnek gösterilen kaptan Ceren Ünal ile voleybolun bu iki zıt kutbundaki mücadelesini, kaptanlık sorumluluğunu ve yerel bir kulüpten yükselen başarı basamaklarını konuştuğumuz bu özel röportajda, sporun mutfağına ve bir sporcunun çok yönlü dünyasına yolculuk yapıyoruz.
Çankırı voleybolunun yükselen yıldızı, Şabanözü GSB’nin kaptanı ve Çankırı Lisesi’nin başarılı liberosu Ceren Ünal ile kariyerini, hayallerini ve voleybola olan tutkusunu konuştuk. Henüz 2011 doğumlu olmasına rağmen kazandığı kupalarla dikkat çeken genç sporcu, şimdilerde büyük bir transfer sürecinin eşiğinde.
Ceren Ünal, 2011 yılında doğdu. Voleybol yolculuğuna 2020 yılında Şabanözü’nde başladı. Şu an Çankırı Lisesi öğrencisi olan Ünal, sahadaki azmiyle kısa sürede şu başarıları elde etti:
- 2024-2025: Yıldız Kızlar İl Üçüncülüğü
- 2025-2026: Genç Kızlar İl Birinciliği
- 2025-2026: Küçük Kızlar İl İkinciliği
Şabanözü GSB’de takım kaptanı (smaçör), okul takımında ise libero olarak görev yapan Ceren, bugünlerde kariyerini şekillendirecek önemli bir transfer süreci içerisinde.

Her başarının bir başlangıç noktası vardır. Ceren, senin voleybol serüvenin tam olarak nasıl başladı?
Voleybolla tanışmam aslında ablam sayesinde oldu. Ben henüz çok küçükken ablam lisedeydi ve okulun voleybol takımında oynuyordu. Evde sürekli onun antrenmanlarını ve maçlarını duyarak büyüdüm. Bir gün ablamı televizyonda voleybol maçı izlerken gördüm; merak edip yanına oturdum ve o an bu spora karşı içimde bir ilgi uyandı. Asıl kırılma noktası ise ortaokulda yaşandı. Beden eğitimi öğretmenim yeteneğimi fark ederek beni voleybola yönlendirdi. 8. sınıfa geçtiğimde okulumuzun bir takım kurmasıyla kendimi geliştirme fırsatı buldum. Sahadaki istikrarım, azmim ve karakterim sayesinde takım kaptanlığı sorumluluğu bana verildi. İlçeden gelen, henüz çok yeni ve küçük bir takım olmamıza rağmen o yıl büyük bir başarıya imza atarak il üçüncüsü olmayı başardık
Şabanözü’nde voleybolun kaptanı olmak nasıl bir duygu? İlçedeki genç sporcular seni örnek alıyor, bu üzerindeki sorumluluğu artırıyor mu?
Ilk kez kaptan olmak hem heyecanlı hem de gurur verici bir şey. Antrenörümüz yanımızda olmadığında takımın sorumluluğu bana geçiyor. Bu da kendime olan güvenimi artırıyor ve sorumluluk almayı öğrenmemi sağlıyor.
Smaçör olarak topu yere vurmaya alışkınken, okul takımında libero olarak o topları “çıkarmaya” odaklanıyorsun. Karşı taraftaki bir smaçörün ne düşündüğünü bildiğin için defansta yer tutman kolaylaşıyor mu?
Evet, kesinlikle kolaylaşıyor. Karşıdaki smaçörün ne yapacağını tahmin edebildiğim için genelde smaçörün çaprazına geçerim ve bu da savunmada yer tutmamı çok kolaylaştırıyor.
Ceren, voleybol sahasında seni izleyenler adeta iki farklı sporcu görüyor. GSB Şabanözü Spor Kulübü’nde smaçör olarak hücumun en ön safındayken, okul takımında libero olarak en arkada savunmayı yönetiyorsun. Bir maçta topu öldürmeye odaklanıp, diğerinde hayat vermeye çalışmak zihinsel olarak seni nasıl dönüştürüyor? Bu iki zıt görevden hangisi senin gerçek karakterini daha çok yansıtıyor?
Kesinlikle smaçör! Çünkü sayı almak, ralliyi bitirmek ve tribünden ‘Ceren hadi!’ gibi sesler duymak beni oyun içinde daha çok hırslandırıyor. Takımımın skor yükünü sırtlamak ve o kritik sayıyı yere vurduğumda gelen alkış sesi, sahadaki tüm yorgunluğumu unutturuyor. O an kendimi çok daha güçlü hissediyorum.
Şabanözü’nü temsil eden bir kulüpte kaptanlık bandını taşımak, sadece taktik vermek değil aynı zamanda bir simge olmak demek. Kendi yetiştiğin bölgenin takımında liderlik yapmak saha içindeki performansını nasıl etkiliyor? Takım arkadaşların zorlandığında onlara bir kaptan ve bir ‘abla’ olarak verdiğin en temel öğüt nedir?
Maç öncesinde takım arkadaşlarımdan daha tecrübeli olduğum için onlara bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum. Maç sırasında gördüğüm hataları ve bunları nasıl düzeltebileceğimizi sakin kalmaya çalışarak anlatıyorum. Onlara verdiğim en temel öğüt ise şu: ‘Saha içinde ne olursa olsun birbirimize olan güvenimizi kaybetmeyelim ve son sayıya kadar asla pes etmeyelim.’ Çünkü biz bir takımız ve ancak beraber olursak kazanabiliriz.
Artık sporcular sadece sahadaki performanslarıyla değil, profesyonel duruşlarıyla da ön planda. Biz de bugün bu röportajı bir Yeni Medya ödevi kapsamında, senin bu çok yönlülüğünü dijital dünyaya taşımak için yapıyoruz. Genç bir sporcu olarak, Şabanözü’nden profesyonel voleybol liglerine giden yolda en büyük motivasyon kaynağın ne? Ceren Ünal ismini ileride hangi başarılarla yan yana göreceğiz?
Benim en büyük motivasyon kaynağım antrenörüm. Onun bana olan güveni ve desteği sayesinde her maça daha güçlü çıkıyorum. İleride profesyonel kariyerimde birçok kez kupa kaldıracağıma inanıyorum.

Voleybolun son yıllarda Türkiye’de kazandığı popülarite seni nasıl etkiliyor? Tribündeki desteği sahada hissediyor musun?
A Milli Kadın Voleybol Takımımızın 2023 yılındaki Avrupa ve Dünya şampiyonlukları, Türkiye’de voleybola olan ilgiyi inanılmaz artırdı. Ben ilk başladığımda tribünlerde çok az kişi olurdu; şimdi ise eskiye nazaran çok daha büyük bir kalabalık var. Tribünlerin dolu olması kendimi çok daha iyi hissettiriyor. Çoğu zaman maçın heyecanıyla dış dünyadan kopup sadece sahaya odaklandığım için tribün seslerini duymasam da o kalabalığın enerjisini arkamda hissetmek bana güç veriyor.
Sahada işler kötü gittiğinde, takımı ayağa kaldırmak için kullandığın o ‘kaptan dokunuşu’ nedir; tek bir cümleyle takımı nasıl ateşlersin?
İşler kötü gittiğinde genelde hepsini etrafıma toplarım ve gözlerinin içine bakarak şunu söylerim: ‘Kızlar sakin olun, biz buraya beraber geldik, bu maçı da beraber çevireceğiz; sadece kendi oyunumuzu oynayalım!’ Bu cümle hem stresimizi azaltıyor hem de yeniden bir takım olduğumuzu hatırlatıp bizi ateşliyor.
Gelecekte seni hangi mevkide izleyeceğiz? Gönlünde yatan aslan hangisi: Smaçör mü, Libero mu?
Gönlümde yatan pozisyon her zaman smaçörlük. Ancak boy avantajı ve sahadaki yeteneklerimi düşündüğümde, libero mevkisinde çok daha başarılı olabileceğimi biliyorum. Bu yüzden profesyonel kariyerimde libero olarak ilerlemeyi hedefliyorum; çünkü bu pozisyonda takımıma çok daha büyük bir katkı sağlayacağıma inanıyorum.
Gelecekte voleybolu tamamen profesyonel bir meslek olarak mı sürdürmek istiyorsun, yoksa akademik kariyerinle voleybolu birleştiren bir yol mu çizeceksin?
Voleybol benim için sadece geçici bir heves değil; hayatımın her anında bu spora yer vermek istiyorum. Bu yüzden üniversite hedeflerimi de spor üzerine kuruyorum. Gelecekte Beden Eğitimi öğretmenliği veya antrenörlük okuyarak, voleybolun içinde kalmaya ve edindiğim tecrübeleri yeni nesillere aktarmaya devam etmeyi planlıyorum.
Haber ve Röportaj: Ayyüce Ünal
17.03.2026








