2026 yılının ilk çeyreğinde ziyaretçilerin yarısından fazlası rotasını kültür ve eğlenceye kırarken, harcama kalemlerinde en büyük payı gastronomi deneyimi aldı.

2026 yılının ilk çeyreğine ait turizm verileri, Türkiye’nin bir tatil destinasyonu olmanın ötesinde, küresel bir kültür ve eğlence merkezi olma konumunu pekiştirdiğini gösteriyor. Yayınlanan son verilere göre, ülkemizi ziyaret edenlerin yarısından fazlası önceliğini kültürel keşiflere ve eğlenceye veriyor.
Kültür ve Eğlence İlk Sırada
Veriler, Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin %55,3 gibi devasa bir oranla en çok “gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler” amacıyla seyahat ettiğini ortaya koyuyor. Bu istatistik, antik kentlerden modern sanat galerilerine kadar uzanan geniş kültürel yelpazenin, turizmin ana lokomotifi olduğunu tesciller nitelikte.
Gastronomi: Sofradaki Kültürel Deneyim
Turizm harcamalarının dağılımı incelendiğinde, ziyaretçilerin Türk kültürünü sadece görerek değil, tadarak da deneyimlediği görülüyor. Harcama türleri içerisinde %27,0 ile en büyük payı alan “yeme-içme” faaliyetleri, gastronominin turizm ekosistemindeki stratejik önemini gözler önüne seriyor. Ziyaretçiler, bütçelerinin önemli bir kısmını Anadolu mutfağının eşsiz lezzetlerini keşfetmeye ayırıyor.
Eğitim ve Kültürde “Butik” Yükseliş
Harcama kalemleri arasında %1,1 ile daha niş bir paya sahip olan spor, eğitim ve kültür harcamaları, turizm ekosisteminde butik ve yüksek katma değerli bir alan olarak parlamaya devam ediyor. Özellikle eğitim odaklı ziyaretlerin, uzun vadeli kültürel diplomasi açısından değerli bir yer tuttuğu vurgulanıyor.
Öte yandan, genel turizm giderlerinin geçen yılın aynı çeyreğine göre %9,1 oranında bir azalma göstererek yaklaşık 2,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi, sektördeki harcama alışkanlıklarının daha optimize hale geldiğine işaret ediyor.
Ayyüce ÜNAL
KAYNAK: TÜİK
20:44





